Taşranın boğucu duvarlarını yıkan bir kadının sarsıcı ve ödünsüz varoluş hikayesine tanıklık edin.
Deliliğin sınırında kazanılan bu görkemli özgürleşme savaşı, hafızanızdan uzun süre silinmeyecek.
Koltuğunuzu şimdiden ayırtın ve bu ritüelik tiyatro deneyimini sakın kaçırmayın.
İyi seyirler...
Mine, bir kadının deliliğin eşiğinden geçerek ulaştığı o mutlak ve sarsıcı kararlılığın hikayesidir. Tren istasyona geldiğinde Mine, taşranın çürümüş cennetini arkasında bırakıp kendi cehennemini valizinde taşımayı seçecek kadar özgürleşir. Arkasındaki tüm küçük, kirli siluetleri kendi büyüyen devasa gölgesiyle yutarak rayların bittiği o belirsiz ufka doğru yürürken, seyirciye sadece bir kaçış hikayesi değil; görkemli, ritüelik ve ödünsüz bir varoluş savaşı izletir.